Doğum Psikolojisi

Bebek sahibi olmaya karar veren çiftler için gebelik öncesi süreç kendini gebeliğe hazırlama evresidir. Gebeliğin başlamasıyla birlikte karı-koca artık anne ve baba rolüne girerler. Gebeliğin ilk ayları anne adayının gebeliğini anlaması, gebelik fikrine alışması ve süreci kabullenmesiyle geçer. Gebeliğin 2. Trimester denilen 4. -6. aylık dönemlerinde bebeğin cinsiyetini öğrenmek, ufaktan ufaktan bebek alışverişlerine hazırlanmak en eğlenceli zamanlardır.

 

Doğum Psikolojisi Nasıl Başlar?

Gebelik ilerledikçe hem anne adayında hem de babada bazı kaygılar başlar. Doğum psikolojisi belki de tam da bu dönemde başlar.

 

  • Gebenin ilk kaygı duyduğu şey, nasıl doğum yapılacağıyla ilgilidir. Doğum şekli ne olacaktır. Normal doğum mu? sezaryen doğum mu?. Anne adayının etrafındaki neredeyse herkes bu konuda bir yorumda bulunur. Daha önce doğum yapan eş, dost, akrabanın haricinde internette takip edilen kadın blog sayfalarındaki hikayeler gebede negatif düşüncelere ve doğum psikolojisini etkileyen durumlara neden olur.

 

  • Doğum öncesinde iyice artan Doğum psikolojisi ve kaygının diğer bir nedeni de bebekli yaşam ile ilgili olan belirsizliklerdir. Bebeğin bakımıyla ilgili zihinde beliren “İyi bir anne olabilecek miyim?, “sütüm yetecek mi?”, “bebeğime nasıl bakacağım” gibi çoğalarak devam eden düşünceler doğum psikolojisini etkiler.

 

  • Anne ile babanın ilişkisi ve birbirleri ile olan iletişimi de gebelik dönemini etkiler. Gebelik öncesinde bazı sıkıntıları olan çiftler, bir de gebeliğin anne üzerinde oluşturduğu hormonal dalgalanmalar nedeniyle iletişimde sorunlar yaşarlar. Bu durum Doğum psikolojisini de etkiler.

 

  • Doğum eylemi bir anne adayı için stres kaynağıdır. Doğum öncesinde korku yaşayan anne adaylarının doğum psikolojisini ağır yaşaması ve depresyona girme ihtimali de daha fazladır. Bebeğe bakabilme düşüncesinin yanı sıra, sorumluluk duygusunun artması, sosyal çevrenin baskıları anneyi daha da tetikler.

 

  • Gebelik öncesinde anne adayının psikiyatrik bir geçmişi varsa, kaygı ve korkular ile birlikte psikolojik durumu da tetiklenir. Onun haricinde zor veya riskli bir gebelik geçiriyorsa, stres faktörleri yüksekse, ilk kez doğum yapacaksa, ailesinden yeterince destek göremiyorsa, henüz doğum yapmak için genç bir yaşta ise, evliliğinde sorunlar yaşıyorsa da doğum sonrası psikolojide bozulma ve depresyon öyküsü görülebilir.

 

  • Gebelikte annenin fiziksel değişimi de psikolojisini etkiler. Gebeliğin ilerlemesiyle birlikte hareketleri kısıtlanır, fazla kilo alındı ise nefes zorlukları ve uyku bozuklukları yaşanabilir. Gebelik öncesi kıyafetlerine giremediği için morali bozulabilir, kendini bakımsız ve çirkin hissedebilir.

 

  • Gebelerde hormonların etkisiyle duygusal denge etkilenir. İlgi bekleme, panik atak durumu, sinirlilik hali gibi bir ruh hali yaşanır. Bu yaşanan duygu değişiklikleri normaldir.

 

  • Gebelik sürecinde sadece olumsuz düşünceler gelişmez. Anne adayı heyecanı ve mutluluğu da yaşar. Bebeğine bağlanır ve sevmeye başlar. Eşiyle arasındaki bağ daha da güçlenir.

 

  • Anne olmak, düşüncelerde ve hayata bakışa farklı düşünceler katar. Gebe kendini keşfeder.

 

Doğum Sonrası Psikoloji

 

  • Birçok yeni anne, doğumdan sonraki yaklaşık 10 gün hormon değişiklikleri nedeniyle lohusalık sendromu yaşar. Annenin doğumdan iki hafta sonra duygusal olarak inişleri, çıkışları fazlalaşıyor ise, mutsuz hissetme, ağlama krizleri, kendisi ve bebeğiyle ilgili aşırı kaygılar duyma, akşam olduğunda evde duramama hissi, tahammül edememe, bıkkınlık veya bebekle iletişime geçmek istememe gibi durumlar yaşanıyorsa, bu durum artık annenin Lohusa Depresyonuna işaret eden belirtilerdir.

 

  • Bebeğin doğumundan sonra annenin bebeğin bakımıyla ilgilenmesi nedeniyle iyi beslenememesi veya uzun saatler uykusuzluk yaşaması da gerginliğin artmasına ve öncesinde alt yapısında doğum psikolojisiyle ilgili bir sıkıntısı varsa daha da artmasına neden olabilir.

 

  • İki haftayı geçen ve lohusalık sendromu belirtilerinden lohusalık depresyonuna doğru ilerleyen bir tablo durumunda profesyonel bir destek alınması gerekmektedir. Psikiyatristin ilaç desteği, psikolojik yardım ve ailenin yaklaşımıyla doğum sonrası psikoloji durumunun yaşandığı lohusalık depresyonunun üstesinden gelinebilir. Tedavi olmayan annelerde bebekle ilişki daha fazla bozulacak ve ileride farklı iletişim sıkıntıları yaşanacaktır.

 

Doğum Psikolojisi ile Başa Çıkmanın Yolları

 

  • Doğum sonrasında çoğu annenin yaşadığı duygusal değişimler yani lohusalık sendromunu işaret eden doğum psikolojisi normal bir süreçtir. Burada babanın ve aile yakınlarının desteği çok önemlidir. Özellikle babanın duygusal açıdan destek vermesi anne için kıymetlidir. Bebek bakımı konusunda engin bir bilgi birikimine ve tecrübeye sahip anneanne ve babaannenin vereceği destek, annenin anne rolüne daha çabuk girmesine yardımcı olacaktır.

 

  • Annenin bebeğinin bakımlarını yaptıktan sonra kendine zaman ayırması ve sosyalleşmesi önemlidir. Kısa süreli bile olsa eşiyle baş başa vakit geçirmesi ve fiziksel aktivitelerde bulunması yaşadığı inişli çıkışlı ruh halini ve doğum psikolojisini atlatmasına yardımcı olacaktır.

 

  • Gebelikten itibaren, doğum sonrası süreçte de eşlerin rolü hem bebek hem de anne üzerinde çok önemlidir. Babanın bebekli yeni düzene alışmak için eşine vereceği destek ve özveri, anneyi rahatlatacak ve bu geçiş sürecini daha kolay kabullenmesini sağlayacaktır.

 

  • Bebek bakımıyla ilgili aileden her türlü yardımı almak önemlidir. Ev düzeni, bebeğin ihtiyaçlarının karşılanması, yemek organizasyonu konularında iş bölümü yapmak düzenin kolayca oturtulmasını sağlayacaktır.

 

  • Yeni anne & baba olarak hata yapmaktan korkulmamalıdır. Anne bebek bakımını deneyimledikçe her şey yolunda ilerleyecek ve istenilen düzen sağlanacaktır. Böylelikle doğum psikolojisi anneyi minimumda etkileyecektir.